
Onca blog varken bir yenisine daha ne gerek vardı diye sorulabilir, ancak bu blog yaptığımız işin internetteki bir yansıması sadece. Genç Öncüler Türkiye’de çıkartılan ilk İslami gençlik dergisi olarak 5 yıldır ve 49. sayısıyla yoluna devam ediyor. Öyleyse, soruyu daha derinlere yöneltmeliyiz. Neden dergi çıkarıyoruz? Bu soru yapılan her şey için hayati bir öneme sahiptir, çünkü ontolojik temellerini sorgulanmayan işin, bir anlam ifade etmesi mümkün değildir ne yazık ki. İşe derginin kelime olarak ne ifade ettiğini söyleyerek başlayabiliriz. İçimizdeki düşüncelerimizin, beklentilerimizin, endişelerimizin dışa vurumudur veya kendi kendimize konuşmanın yeterli olmadığını fark ettiğimizde, toplumla temasa geçmemizi sağlayan bir araçtır dergi. Genç Öncüler bu denklemin neresinde, varoluşsal olarak kendini nereye oturtuyor? Bugün dünyanın gelmiş olduğu durumda, Hakk ve adalet söylemlerinin esamesinin dahi okunmadığı, “İnsan, insanın kurdudur” anlayışının hakim olduğu kısır döngüde, “İnsan var mıdır?” sorusunun üstü kim için ve ne zaman geçerli olduğu belli olmayan "İnsan Hakları" gibi söylemlerle örtülüyor. İçinde bulunduğumuz zamanın en büyük kutsallarından ve dokunulmaz mitlerinden olan Hukuk Devleti söylemleri bile bugün “istisna hali” , “hukukun askıya alınabilirliği”( bu kavramı en iyi anlayabilecek toplumlardan biri, bol darbeli bir geçmişe sahip olan Türkiye toplumudur.) kavramsallaştırmalarla delindiği bir noktada adeta sözün bittiği yerdeyiz, işte tam burada bu küresel bunalıma çözüm üretebilecek yegane sistem olan İslam’ın tabileri olarak bir şeyler yapmalıyız dedik! Yakın zamanda İslam’ı sadece siz mi dünyayı adalet temeline oturtacak, yeni anlamlar üretebilecek bir sistem olarak savundunuz, bunu söyleyen birçok insandan farkınız ne? Buda üzerinde düşündüğümüz önemli bir soru. Biz yeni bir tarz-ı siyasetin temsilcileri olduğumuzu düşünüyoruz. 2000li yıllarla birlikte dünyayı adalet temeline sokacak sistem olarak İslam’ı benimseyen 3. Neslin yani bizlerin “Geleneğin ihyasından, geleceğin inşasına” parolasıyla gerçekten önemli şeyler söyleyebileceğimize inanıyoruz. Bu süreçte temel meselemiz, “asrı İslam’ın idrakine söyletebilmektir”. Bu kendimizle yüzleşip, artılarımızı ve eksilerimizi masanın üstüne koyarak mümkün sanırım. Yeni yol haritamıza dair birkaç ufak not düşmek gerekirse: Öncelikle düşünsel süreçte kendimizi Avrupa-merkezcilik anlayışından kurtarmalıyız. Batı’yı merkeze alıp onun etrafında apolojist bir söyleme girme hatasına düşmemeliyiz. Son 200 yıllık travmatik süreç dolayısıyla bu hatadan çoğu düşünürümüz kurtulamamıştır, bu kırılmanın yaşanmasını sağlayıp kendi dilimizin imkânlarını tekrar ortaya koyması bağlamında İmam Humeyni eşiz bir örnektir. Biz içinde bulunduğumuz zamanın ruhuna söz söylemeye aday bir nesil olarak, Kuran ve Sünnet temelli bir perspektiften, çevresindeki tüm düşünsel ve pratik olayların değerini bilerek, onları eleştirel bir gözle analiz eden zihinler kurguluyoruz. Bu yüzden Genç Öncüler sadece şuan bu dergiyle uğraşan insanların dergisi olmaz, bunu kendimizle sınırlama şeklinde bir bencillik gösteremeyiz, bu dergi tüm bu sıkışmışlık ortamında bir şeyler üretmeye aday Genç nesil insanların dergisidir.
Allahtan ümidimiz blogun bu büyük yolda bize yeni etkileşimler, temaslar kuran, eleştirilerle doğruya daha da yaklaşmamızı sağlayan bir adım olmasıdır.
Saygılar ve sevgiler…