15 Temmuz 2009 Çarşamba

50. Sayı Heyecanı

Genç Öncüler dergisi 5.yılında 50.sayısıyla okuyucularının karşısına çıkıyor.
Türkiye'de yayın hayatına başlayan ilk islami gençlik dergisi olan Genç Öncüler'in , bünyesinde yazar olarak sadece lise ve üniversite öğrencileri var.Takdir edilir ki dünyanın en zor işlerinden biri uzun vadeli ama sürekli bir eylemde bulunmaktır.Hele bir de buna ek olarak biz gençlerin sabırsızlığıda eklenince bu iş zaman zaman çok meşakkatli oluverdi.Ama Allah'a binlerce kere şükrediyoruz ki bize uykusuz gecelerimizin ,yorulmalarımızın ve çalışmamızın karşılığını bereketlendirerek verdi.Tabii ki sürçmelerimiz oldu acemiliklerimizde yani bu işin içinde piştik.
Dergi bizden önce abilerimiz içinde bir okul görevi gördü ve derginin bu günkü durumunda büyük pay sahibi olan abilerimize de teşekkürü bir borç biliriz.

SİZ, insanlığ[ın iyiliği] için çıkarılmış hayırlı bir topluluksunuz; doğru olanı emreder, eğri olandan alıkoyarsınız ve Allah'a inanırsınız.

11 Temmuz 2009 Cumartesi

BM Nezaretinde Katliam


Bugün Srebrenitsa katliamının 14. yılı. Birleşmiş Milletler tarafından Bosna savaşı sırasında "Korunaklı Bölge" ilan ettiği altı bölgeden biri olan Srebrenitsa'da 2. Dünya Savaşından beri Avrupa'nın gördüğü en büyük soykırım yaşandı 14 yıl önce. Hollandalı askerler koruması altındaki bölgeyi Sırp çetniklerine bırakarak tam bir hafta boyunca sekiz bin sivilin öldürülmesini izlediler.
Savaştan önce 25 bin olan Srebrenitsa'nın nüfusu Korunaklı Bölge ilan edilmesinden sonra 45 bine çıktı. Olaydan tam bir ay önce Amerikan istihbaratı tarafından bölgedeki hareketlilik rapor edilmesine rağmen ne o süreçte ne katliamın yapıldığı bir hafta boyunca Dünya'dan katliamı engellemeye dönük herhangi bir hareket olmaması şayan-ı dikkattir. Yani katliam göz göre göre geldi.Bunun sebebini Bilge Kral Aliya , bizi barış antlaşmasını imzalamaya mecbur bırakmak istedikleri için katliamın önünü açtılar diyerek açıklıyor.Zira Hırvatların savaştan çekilmesi, Nato'nun, BM'nin Bosna üzerindeki uçuş yasağını uygulamaya koyması ile Sırpların hava üstünlüğünü kaybetmesi ve buna ek olarak Boşnakların silah ve liderlik yönünden toparlanmaları savaşın gidişatını değiştirmeye başlamıştır. Bu yüzden Bilge Kral'ın bu konuda ki düşüncesine katılıyoruz.
Biz inanıyoruz ki bizim için hayır olarak gördüklerimiz de şer olabilir veya şer gördüklerimizde de hayır olabilir. Tabii ki bir insanın ölmesi çok acı bir olaydır.Ama gidenlerin anlattığına göre Bosnadaki müslümanlar savaştan sonra dinlerine sahip çıktılar.Ve Bosna savaşı islam ümmetinin biraraya toplanması gibi bir etkiyi de doğurmuştur.Süphesiz Rabbimiz doğru buyurmuştur.

10 Temmuz 2009 Cuma

Binbir Başlı Kartalı Nasıl Taşır Kanarya(2)


3-Amerikan ve İsrail mallarını boykot edilmesinden sonra şimdide Çin mallarına dönük bir boykot kampanyası başlatılıyor. Giyecek , kozmetik veya gıda vb. sektörlerdeki Amerikan ve İsrail mallarının yerine yerli veya başka ülkelerin malları tüketilebiliyordu. Ancak Çin malları tamamen farklı bir kategoride yer almaktadır ve bununla alakalı boykot süreci farklı bir şekilde olmalıdır. Tabii bu boykot çağrısını yapanlar ciddiyseler.
4-Akif Emre abimizin yerinde tespitiyle birşeye dikkat çekmek lazım; Doğu Türkistan'daki direnişi bu kadar muhkem kılan birinci özelliği islami olması ,ikincisi ise bölgenin tarih boyunca bir medeniyet havzası olmasıdır.Bölge birinci özelliği ile Tibetten ayrılmaktadır, ikinci özelliği ile de Keşmirle benzeşmektedir.
Bu meseleye ait notlarımızı burda sonlandırırken Doğu Türkistan direnişini selamlıyoruz ve sözü üstad Akif'in zalimlerin göğsüne bir yumruk gibi inen dizelerine bırakıyoruz:

Emîn ol bunca mazlûmun yüreklerden kopan âhı,
Tependen indirir elbette bir gün lâ'netu'llâhı!

8 Temmuz 2009 Çarşamba

Binbir Başlı Kartalı Nasıl Taşır Kanarya?(1)



Zaferyâb olduğun kimdir? Düşün bir kerre, millet mi?
Adâlet isteyen bir kavmi vurmak gâlibiyyet mi?


Doğu Türkistan 20 milyonluk nüfusu, köklü kültür ve medeniyet havzası olması özelliği ile ve islami kimliğiyle Çin işgaline direniyor. Bu tarih boyuncada böyle ola gelmiştir.18.yy dan itibaren Çin işgali altında olan Doğu Türkistan her fırsat bulduğunda kıyama kalkmış ve bu süre zarfında 4 devlet kurmuştur. Ne kadar da bu devletler uzun ömürlü olmamışlarsa da direnişi canlı kılmıştır.

Tabii bu son kalkışma bir anda ortaya çıkmamıştır. Çin'in on yıllardır süren zulmünde bardağın taştığı anlardan biridir bu son olaylar. Olayların çıkış sebebi basında çokça yazılıp çizildi ama bizim dikkat çekmek istediğimiz birkaç nokta var:

1-Öncelikle Batı medyasının ve siyasilerinin iki yüzlülüğüne dikkat çekmek lazım gelmektedir. Çin'in bir diğer sorunlu bölgesi Tibet'le alakalı olimpiyatlar sürecinde yapılan yayınları hatırlıyoruz.Ayrıca başta Amerika ve AB olmak üzere büyük devletlerden, Çin'e karşı herhangi bir tepkinin yükselmemesini 11 Eylül sonrası müslüman teröristlere karşı oluşan ittifakın devam ediyor olması olarakta okuyabiliriz. Bu ittifakla sesleri kısılan diğer müslümanlara örnek olarak Çeçenistan ve Keşmir halklarını verebiliriz.

2-Türkiye bu meselede iyi bir sınav verebilecek mi? Zira Türkiye'nin üyesi bulunduğu BM Güvenlik Konseyi'nde ve İKÖ'nde Çin zulmüne dikkat çekmesi uluslararası kamuoyu açısından önemlidir ve bunu ilk yapması gereken ülke Türkiye'dir. Ama tabii küresel krizin sert rüzgarlarının dindiği bu dönemde cumhurbaşkanı seviyesinde Çin'e yapılan ziyaret ve imzalanan milyar dolarlık ticaret antlaşmaları Türkiye'ye ayakbağı olabilir.

1 Temmuz 2009 Çarşamba

Mission Completed*


20 Ocak 2009 tarihinde ABD başkanlık koltuğuna oturan Barack Hüseyin Obama World Public Opinion’ın yaptığı araştırmaya göre dünyanın en çok güven duyulan lideri oldu. Ve pek tabii listenin son sırasında İran Cumhurbaşkanı Mahmut Ahmedinejad var.
19 ülkede yapılan ankete göre Kıta Avrupası ,Afrika ve Uzak Doğu ülkerlerinde Obama ‘ya duyulan güven en az %80 civarında. Türkiye ‘de bile destek oranı %45 civarında ki Bush ‘a duyulan güven %23 ile dünya sıralamasının en altında idi Türkiye. Irak ve Mısır gibi müslüman ülkelerde ise destek %40larda. Amerika’nın Pakistan Talibanı yalanı ile namlunun ucuna koyduğu Pakistan’da destek %30.
Derisinin rengi ile Afrika’ya , babasının kökleri ile müslümanlara göz kırpan Obama anlaşılan o ki Amerika’nın yerleyeksan olan imajını toparlayacak. Fakat Amerika’nın Pakistan’a olan iştahından anlaşılmaktadır ki Irak ve Afganistan tecrübelerinden fazlaca ders alınmamış. Buda hikmetsiz hükmetmeye kalkan batının tabiatından kaynaklanmaktadır ve tamamen doğaldır.
Obama için sıkılı yumruklarını açan insanlar için üstad Mehmet Akif’in dediğine ekliyebileceğimiz birşey yok:

"Geçmişten adam hisse kaparmış.. Ne masal şey!
Beş bin senelik kıssa, yarım hisse mi verdi?
Tarihi tekerrür diye ta'rif ediyorlar;
Hiç ibret alınsaydı, tekerrür mü ederdi ?.."


*Görev Tamamlandı.

21 Haziran 2009 Pazar

Vira Bismillah


Onca blog varken bir yenisine daha ne gerek vardı diye sorulabilir, ancak bu blog yaptığımız işin internetteki bir yansıması sadece. Genç Öncüler Türkiye’de çıkartılan ilk İslami gençlik dergisi olarak 5 yıldır ve 49. sayısıyla yoluna devam ediyor. Öyleyse, soruyu daha derinlere yöneltmeliyiz. Neden dergi çıkarıyoruz? Bu soru yapılan her şey için hayati bir öneme sahiptir, çünkü ontolojik temellerini sorgulanmayan işin, bir anlam ifade etmesi mümkün değildir ne yazık ki. İşe derginin kelime olarak ne ifade ettiğini söyleyerek başlayabiliriz. İçimizdeki düşüncelerimizin, beklentilerimizin, endişelerimizin dışa vurumudur veya kendi kendimize konuşmanın yeterli olmadığını fark ettiğimizde, toplumla temasa geçmemizi sağlayan bir araçtır dergi. Genç Öncüler bu denklemin neresinde, varoluşsal olarak kendini nereye oturtuyor? Bugün dünyanın gelmiş olduğu durumda, Hakk ve adalet söylemlerinin esamesinin dahi okunmadığı, “İnsan, insanın kurdudur” anlayışının hakim olduğu kısır döngüde, “İnsan var mıdır?” sorusunun üstü kim için ve ne zaman geçerli olduğu belli olmayan "İnsan Hakları" gibi söylemlerle örtülüyor. İçinde bulunduğumuz zamanın en büyük kutsallarından ve dokunulmaz mitlerinden olan Hukuk Devleti söylemleri bile bugün “istisna hali” , “hukukun askıya alınabilirliği”( bu kavramı en iyi anlayabilecek toplumlardan biri, bol darbeli bir geçmişe sahip olan Türkiye toplumudur.) kavramsallaştırmalarla delindiği bir noktada adeta sözün bittiği yerdeyiz, işte tam burada bu küresel bunalıma çözüm üretebilecek yegane sistem olan İslam’ın tabileri olarak bir şeyler yapmalıyız dedik! Yakın zamanda İslam’ı sadece siz mi dünyayı adalet temeline oturtacak, yeni anlamlar üretebilecek bir sistem olarak savundunuz, bunu söyleyen birçok insandan farkınız ne? Buda üzerinde düşündüğümüz önemli bir soru. Biz yeni bir tarz-ı siyasetin temsilcileri olduğumuzu düşünüyoruz. 2000li yıllarla birlikte dünyayı adalet temeline sokacak sistem olarak İslam’ı benimseyen 3. Neslin yani bizlerin “Geleneğin ihyasından, geleceğin inşasına” parolasıyla gerçekten önemli şeyler söyleyebileceğimize inanıyoruz. Bu süreçte temel meselemiz, “asrı İslam’ın idrakine söyletebilmektir”. Bu kendimizle yüzleşip, artılarımızı ve eksilerimizi masanın üstüne koyarak mümkün sanırım. Yeni yol haritamıza dair birkaç ufak not düşmek gerekirse: Öncelikle düşünsel süreçte kendimizi Avrupa-merkezcilik anlayışından kurtarmalıyız. Batı’yı merkeze alıp onun etrafında apolojist bir söyleme girme hatasına düşmemeliyiz. Son 200 yıllık travmatik süreç dolayısıyla bu hatadan çoğu düşünürümüz kurtulamamıştır, bu kırılmanın yaşanmasını sağlayıp kendi dilimizin imkânlarını tekrar ortaya koyması bağlamında İmam Humeyni eşiz bir örnektir. Biz içinde bulunduğumuz zamanın ruhuna söz söylemeye aday bir nesil olarak, Kuran ve Sünnet temelli bir perspektiften, çevresindeki tüm düşünsel ve pratik olayların değerini bilerek, onları eleştirel bir gözle analiz eden zihinler kurguluyoruz. Bu yüzden Genç Öncüler sadece şuan bu dergiyle uğraşan insanların dergisi olmaz, bunu kendimizle sınırlama şeklinde bir bencillik gösteremeyiz, bu dergi tüm bu sıkışmışlık ortamında bir şeyler üretmeye aday Genç nesil insanların dergisidir.
Allahtan ümidimiz blogun bu büyük yolda bize yeni etkileşimler, temaslar kuran, eleştirilerle doğruya daha da yaklaşmamızı sağlayan bir adım olmasıdır.
Saygılar ve sevgiler…